HZ. PEYGAMBER VE MİZAH
14 Åžubat 2008 Yazar: bunyaz |
Kategori: Aktüel
Etiketler:ahlak, Allah, ayet, bakara, cennet, din, dua, hadis, iman, insan, kalb, kalp, namaz, son peygamber, zaman

İnsan yaratılışı itibariyle her zaman aynı aktiviteyi gösteremez. O aşırı çalışmanın verdiÄŸi yorgunluk ve sıkıntılardan kurtulmak istediÄŸinde bir takım eylemlere yönelir. Bu eylemlerin başında mizah gelir. İnsanın varoluÅŸu ile birlikte var olan mizah, daha sonra tarihî süreç içerisinde edebî sanatlardan biri haline gelmiÅŸ ve edebî tür olarak yerini almıştır. Hz. Peygamber de zaman zaman yaptığı ÅŸakalarla mizahın İslam edebiyatında yer almasında ve geliÅŸmesinde önemli bir etken olmuÅŸtur.
Hz. Peygamber ÅŸaka yaparken dikkat edilmesi gereken kurallar olduÄŸunu belirtmiÅŸtir. Ebû Hureyre hadisinde olduÄŸu gibi mizahı, yalan ve uydurma sözler söyleyerek, bir anlamda insanlara manen zarar verecek ÅŸekilde yapmamak, ÅŸaka ile de olsa bir kiÅŸinin malına el koymamak (bir hadiste Hz. Peygamber bu gerçeÄŸi ÅŸöyle ifade etmiÅŸtir: "Sakın sizden biriniz kardeÅŸinizin asasını ne ÅŸaka ne de ciddi alsın. Her kim aldı ise geri iade etsin."5,herhangi bir kimseyi korkutmamak ve tedirgin etmemek (böyle ÅŸaka ÅŸu hadisle yasaklanmıştır: "Sahabe Hz. Peygamber’le birlikte yolculuÄŸa çıkarlar. O esnada birisi uyur. Åžaka maksadıyla yüzüne ip sarkıtırlar. Bunun üzerine o kiÅŸi korkmuÅŸ bir ÅŸekilde uyanır. Bunun üzerine Hz. Peygamber ÅŸöyle buyurur: ‘Bir Müslüman’ın diÄŸer bir Müslüman’ı korkutması helal olmaz.’"6 gibi kurallar bunlardan bir kısmıdır. Hz. Ali insan psikolojisi açısından mizah konusuna bakarak ÅŸu sözleri ile onu teÅŸvik etmiÅŸtir: "Bedenler yorulduÄŸu gibi gönüller de yorulur ve usanır. Kalplerinizi dinlendirin ve ona ulaÅŸacak hikmet yollarını arayın."
2. Hz. Peygamber Döneminde Mizah: İslam kültüründeki mizah anlayışının belirlenmesinde Hz. Peygamberin konumu önemlidir. Zira o çok neÅŸeli bir mizaca sahip olması sebebiyle sözlü ve fiilî olarak ÅŸakalarını çocuk, genç, yetiÅŸkin ve ihtiyar herkese yapmıştır. O çocuklardan torunları Hz. Hasan ve Hüseyin ile çocukluÄŸundan itibaren uzun yıllar yanında bulunan Enes’le ÅŸakalaÅŸmıştır. Câbir’in anlattığına göre Hz. Peygamber Hasan ve Hüseyin’i sırtına bindirir, dört el üzerinde yürüyerek "Deveniz ne güzel deve, siz de ne iyi binicilersiniz." diyerek onları taşır.7 O Enes’in ailesini de zaman zaman ziyaret ederdi. Bu ziyaretlerin birisinde kardeÅŸi Umeyr’i çok üzgün görünce sebebini sorar. Onlar da çok sevdiÄŸi ve devamlı oynadığı kuÅŸunun öldüÄŸünü söylerler. Hz. Peygamber, küçük bir çocuk olmasına raÄŸmen ona taktığı lakapla: "Ey Umeyr! Ne oldu Nugeyr’e?" diyerek ÅŸakalaşır ve üzüntüsünü hafifletir. Daha sonraları her gördüÄŸünde böyle diyerek onunla ÅŸakalaşırdı.8 Ayrıca Hz. Peygamber on yaşından itibaren Enes’le: "Ya ze’l-uzuneyn (Ey iki kulaklı)" diyerek ÅŸakalaşırdı.9 Hz. Peygamber çocuklarla ÅŸakalaÅŸtığı gibi örnek bir aile reisi olarak ailesi ile baÅŸ baÅŸa kaldığında onlarla da ÅŸakalaşırdı.
O dini öÄŸretmek, ahlakı terbiye vermek, Allah rızasını kazanmak, sevgi ve muhabbet bağı kurmak, gam, keder ve sıkıntılarını gidermek amacıyla sahabeden yetiÅŸkinlere de ÅŸakalar yapmıştır. Bir gün kendisini bir deveye bindirmesini isteyen bir sahabiye "Seni deve yavrusuna bindireyim." ÅŸeklinde verdiÄŸi cevabına ÅŸaşırdığını gören Hz. Peygamber tebessüm eder ve: "Bütün develer, bir ana devenin yavrusu deÄŸil midir?" demek sûretiyle ÅŸaka yaptığını ihsas eder.10 EnceÅŸe isminde bir sahabî Veda Haccı dönüÅŸünde Hz. Peygamberin hanımlarını taşıyan develeri sürmektedir. Yanık sesi ve hızlı ritmiyle söylediÄŸi ÅŸarkılar develeri coÅŸturunca Hz. Peygamber: "Ey EnceÅŸe! YavaÅŸ sür billurları kırmayasın." diyerek hanımların nazik olduklarını, bu süratten incinebileceklerini imâ sûretiyle ÅŸaka yapar.11 Cennete girmek için dua etmesini isteyen Ensarlı ihtiyar kadına Hz. Peygamber: "Sen bilmiyor musun, ihtiyarlar cennete girmez." deyince, kadın üzüntüsünden aÄŸlamaklı hale gelir. Hz. Peygamber gülerek, "Sen hiç ‘Onları (kadınları) bakire, eÅŸlerine düÅŸkün ve hepsini aynı yaÅŸta kılmışızdır’ âyetini okumadın mı?" dedi. Hz. Peygamber onun ihtiyar haliyle deÄŸil de, genç olarak cennete gireceÄŸini böyle bir ÅŸakayla bildirmiÅŸtir.
Hz. Peygamber sahabeye ÅŸakalar yaptığı gibi sahabe de ona zaman zaman ÅŸakalar yapmıştır. Hz. Peygamber ise onların bu ÅŸakalarına tebessüm veya mukabil bir ÅŸakayla cevap vermiÅŸtir. Tebük seferinde Avf b. Malik, küçük bir deri çadırda bulunan Hz. Peygamberin yanına gelir, selam verir, selamını aldıktan sonra Hz. Peygamber: "İçeri gir" deyince o da: "Bütün vücudumla mı yoksa yarısıyla mı ya Rasûlallah?" deyince "Evet, bütün vücudunla." der. Hz. Peygamber’i her konuda kendisine örnek alan sahabe de kendi aralarında ÅŸakalaÅŸmışlardır. Bu konuda en-Nehaî’ye ÅŸöyle soru soruldu: "Sahabe ÅŸakalaşıp gülerler miydi?" O da: "Evet! Kalplerindeki iman da köklü daÄŸlar gibiydi." der. Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali’nin mizaha olumlu baktığı yaÅŸanan mizahî olaylardan anlaşılmaktadır. Mesela, Hz. Ömer hakkında el-Câhız ÅŸunları anlatır: "Hz. Ömer asık suratlı olmasına raÄŸmen: ‘Biz ailemizle baÅŸ baÅŸa kaldığımızda sizin gibiyiz (ÅŸaka yaparız).’ derdi." O zaman zaman sıradan insanların yanlış tavırlarını eleÅŸtirmek amacıyla ÅŸakalar yapmıştır. Birgün Hz. Ömer önemsemeden namaz kılan bir bedevîye baktı. Bedevî namazı bitirdiÄŸinde duasında: "Ey Allah’ım! Beni hurilerle evlendir." deyince Hz. Ömer: "Be adam! Parayı iyi ödemedin, ancak dünür olduÄŸun kadının daha kıymetlisine talip oldun." dedi.
