Şüheda-i Hayat (Şehitlerin Hayatı)
23 Ekim 2007 Yazar: kara_al |
Kategori: Aktüel
Etiketler:hizmet, Hz. Muhammet (s.a.v.), kuran, kuran- kerim, maneviyat, nur, risale, sohbet, üstad
Şüheda-ı hayat 1. Mektupta üstadın sıralamasında 4. tabaka olarak gösterilmiştir. Onların öldüklerini bilmediklerini fakat kendilerinin daha iyi bir hayat yaşadıklarını bildiklerini. Bu hayatın bizimki gibi fakat acısız, kedersiz ve zahmetsiz olan alemi berzahta yaşadıklarını ifade ediyor. Bunun sebebinin ise dünyayı Hakk’a tercih etmelerinin olduğunu belirtip ekliyor. Onların aldığı zevki biz dünyeviler alamayız çünkü biz öldüğümü biliriz fakat onlar bilmezler. Allah (cc) kuranda da buyurmuyor mu ? "Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler,Rableri katında Allah’ın, lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar. Arkalarından kendilerine ulaşamayan (henüz şehit olmamış) kimselere de hiçbir korku olmayacağına ve onların üzülmeyeceklerine sevinirler." (Al-i İmran 170) Ve devam ediyor üstad ;" Nasıl ki, iki adam bir rüyada cennet gibi bir güzel saraya girerler. Birisi rüyada olduğunu bilir; aldığı keyif ve lezzet pek noksandır. “Ben uyansam şu lezzet kaçacak” diye düşünür. Diğeri rüyada olduğunu bilmiyor; hakikî lezzet ile hakikî saadete mazhar olur. İşte, âlem-i berzahtaki emvat ve şühedanın hayat-ı berzahiyeden istifadeleri öyle farklıdır. Hadsiz vakıatla ve rivayatla, şühedanın bu tarz-ı hayata mazhariyetleri ve kendilerini sağ bildikleri sabit ve kat’îdir. Hattâ, Seyyidü’ş-Şüheda olan Hazret-i Hamza Radıyallahu Anh, mükerrer vakıatla, kendine iltica eden adamları muhafaza etmesi ve dünyevî işlerini görmesi ve gördürmesi gibi çok vakıatla, bu tabaka-i hayat tenvir ve ispat edilmiş. Hattâ, ben kendim, Ubeyd isminde bir yeğenim ve talebem vardı. Benim yanımda ve benim yerime şehid olduktan sonra, üç aylık mesafede esarette bulunduğum zaman, mahall-i defnini bilmediğim halde, bence bir rüya-yı sadıkada, tahte’l-arz bir menzil suretindeki kabrine girmişim. Onu şüheda tabaka-i hayatında gördüm. O beni ölmüş biliyormuş; benim için çok ağladığını söyledi. Kendisini hayatta biliyor. Fakat Rus’un istilâsından çekindiği için, yeraltında kendine güzel bir menzil yapmış. İşte bu cüz’î rüya, bazı şerâit ve emâratla, geçen hakikate bana şuhud derecesinde bir kanaat vermiştir." Üstad ne güzel açıklamış. Allah (cc) bizlere de o yüce makamı nsip eylsesin insallah. essalamun aleykum…
