Kurtuluşun teminatı nedir?
8 Kasım 2008 Yazar: kara_al
Kimileri, ÅŸuursuzca yatar kalkar ve bu yaptıklarına “namaz” derler; sadece yemeden içmeden kesilip aç durmayı “oruç” zannederler; mukaddes topraklarda bir turist edasıyla dolaÅŸmayı “hac” bilirler.
Babadan-anneden gördükleri ya da kültürün bir parçası olarak algıladıkları fiilleri şuurunda olmadan ve içte bir ürperti duymadan ortaya koyar ve kendilerini ibadetin hakkını vermiş sayarlar.
Hâlbuki Kur’an-ı Kerim bu ibadetleri nazara verirken, onların tamamiyetini huÅŸu’ ve hudu’ ile yapılmalarına baÄŸlamaktadır. HuÅŸu’; Allah’a karşı korku ve sevgi ile boyun eÄŸmektir, gönülden saygı ve inkıyattır. Hudu’; Allah’ın azameti karşısında mahviyetle iki büklüm olmaktır, samimi teslimiyettir. HuÅŸu’ ve hudu’ ise; bir kulun, Cenâb-ı Hakk’ın azamet, celâl ve ceberûtu ile kendi acz, fakr, ihtiyaç ve küçüklüğünü müşterek mülâhazaya alması sayesinde kalbinin hep saygı ve tâzimle atması; hâl ve beyanlarının da bu telâkkiye tam bir tercüman olmasıdır. Böyle bir kul, yolun başında da sonunda da her zaman edepli davranır, saygıyla oturup-kalkar, haÅŸyet soluklar; meleklerle atbaşı hale gelse bile her zaman mahviyet ve tevazu mırıldanır. İşte, Kur’an ancak bu hava içinde namazı ikâme edenlere (ve ubudiyette bulunanlara) kurtuluÅŸ vaat etmiÅŸtir. Devamını okuyun »
